Büyük Defter Romanındaki Kötülük Temasına Dair Psikanalitik Bir İnceleme

Sevim Temel
13-02-2025

Bu yazı Macar yazar Agota Kristof’un Büyük Defter (2024) romanındaki kötülük temasını incelemeyi hedeflemektedir. Kendisi de savaşı romandaki çocuklarla benzer yaşlarda deneyimlemiş olan yazar, savaşın insanın iç dünyasına nasıl etki ettiğini tüm çıplaklığıyla göstermiştir. Kitabın yazıldığı dönem, kitaplarda anlatılan hikâye ve yazarın yaşam öyküsü incelendiğinde kötülüğün anlatının içine sirayet ettiği ve metnin kurgusu ile üslubu sayesinde okuyucunun adeta bir karşıaktarım içerisinde öfke, korku, dehşet, kandırılma, hayal kırıklığı gibi kötülüğün uyandırması beklenen pek çok duyguyla karşı karşıya kaldığı görülecektir.

“Biz anlatıcı tarafından anlatılan hikâyede, ne hikayeyi ağızlarından dinlediğimiz ikizlerin ne de diğer kahramanların isimleri geçiyor. Tüm karakterler, Anne, Baba, Anneanne, Subay, Papaz, Hizmetçi gibi isimlerle anılıyor ve sanki özel isimlermiş gibi baş harfleri büyük yazılıyor. Bu tercih savaşın yarattığı belirsizlik ve kimliksizleştirme durumunu vurgularken bir yandan da yaşananların evrenselliğini ifade ederek anlatımı güçlendiren bir ögeye dönüşüyor. Mekânların dahi adını bilmesek de yazarın otobiyografisinden mekânın Macaristan, bahsi geçen savaşın 2. Dünya Savaşı ve şehri işgal eden askerlerin Alman ve Rus askerleri olduğunu tahmin edebiliyoruz. Hikâye, on-on bir yaşlarındaki ikiz kardeşlerin anneleri tarafından anneannelerine bırakılmalarıyla başlıyor. İkizlerin babaları orduya katılmış, anneleriyle yaşadıkları Büyük Şehir işgal edilmiş durumda. Anneleri, ikizleri bombalar altındaki şehirden kaçırıp anneannelerinin evine bırakıyor. Anneannenin gara uzak, yakınından ne tramvayın ne de otobüsün geçtiği orman kıyısındaki evine vardıklarında, anne ve anneannenin konuşmalarından anneannenin acımasız ve merhametsiz bir tavır içinde olduğunu anlıyoruz. Anne ve kızı 10 yıldır görüşmemişler. Köyde cadı diye anılan anneannenin, kocasını zehirleyerek öldürdüğü söylentileri dolaşıyor. Büyük Şehir’de savaşın yıkımı, Küçük Şehir’de kocasını öldüren cadı bir anneanne. İkizler ölümün ve kötülüğün kol gezdiği bir dünyada artık yalnızca birbirlerine sahipler.


**Burada giriş kısmı paylaşılan yazının tamamını Suret Psikokültürel Analiz'in "Kötülük" temalı 15. sayısında bulabilirsiniz.